Yakaza Blog

Yakaza Blog

Fikre Nefes Aldırın!!!

ibrahim amcanın hayali

16/11/2009
Kategori: denemeler


Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ne fayda

15/11/2009
Kategori: siirler


 


Ne fayda

Seni anlatma arzusunda kelimeler vurup kaçıyor kalbime
Seni taşıyan cümleler dökülse kağıtlara ne fayda, yoksun
Güneş, her sabah yaşadığımı hatırlatmanın yersiz çabasında
Sonuma taşıyor saatler, ömür bir kerelik, hayat senden yoksun

Her halim sensizliğimi aşikâr kılıyor, tarafımdan gizlenemeyensin
Canım kanıyor, ağlasam ne fayda, sızlansam ne fayda
Çaresiz, iman tazeliyorum çaresizliğimle, kader diyorum işte kader
Yokluğunun orucundayım, senden yana nasibim keder

Şehrin aşk mağduru temsilcisi edecek beni yokluğun biliyorum
Aklımı yitirdiğime dair söylentilerin sebebi sen olacaksın, 
Yazık, sevipte kavuşamamış bir adam diyecekler yüzümdeki sensizliği görenler
Kaç bin geceyi gözlemeliyim seninle aynı anda aynı yıldıza bakmak için
Medet umduğumuz yön hatırına, bir ses ver Allah için!

Hangi dua kaç bin kez okunmalı yollarını bana çevirmeye?
Kaç yetimi doyurup, kaç düşküne el verdim
Varlığım hüküm sürerken ve üstüme kapanmamışken rahmet kapısı
Sen hangi kitaba sığdırıp benden böyle vazgeçtin?

Daha kaç gecenin nöbetini gözlemeli gözlerim
Sorgusuz ve parolasız durma gel demeye hazırım sana
Doldum dolacağım kadar, limiti yok bu özlemin
Yaratılmış olma gayem varlığına özlem duymak mı?

Gittin! Aklım gitti! Müjdeler olsun artık deliyim! 
İbadet hükmü kaldırıldı varlığımdan!
Yokluğundan meskûn mahallelerin yaşayan tek ferdiyim
Artık kendimden korkarım! Beni benden korusun Mevlam

Kadir Oğul

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

umudumuz kıyamet

8/11/2009
Kategori: siirler

ey yar
ben sen; sen ben oldun
hasretin adını birlikte koyduk
vuslatımiz hayal, aşkımız hicran oldu
yüreğimizle kuşandık sevdaları
Sonu düşünmedik geçerken hasret yollarını
kalbimizi mühürledi zaman
sevdamızı hatıra eyledi zaman
göremedik sonumuzu ulaşamadık birbirimize

demir atmıştık yanlış yakılmış yüreklerimize
fırtınaların alabora etti beni 
demiraldın sen, sen limanımdan
sorabilseydim yüreğine
acı vermezdim senle anlam bulan sözlerime
hasret yüklü bulutları görürdüm gözlerinde
her an yağacak gözyaşın akmasın diye 
ben ağlardım hergece

dalgandıkta durulduk
durulduğumuzda ikimizde kaybolduk
gözlerimiz ağlamaz, güneşlerimiz doğmaz oldu
sevda bizi terk edeli
umudumuz kıyamet oldu..


Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

FİLİSTİN'Lİ ÇOCUĞUN MEKTUBU*

13/1/2009
Kategori: denemeler



*Bağışlayın beni!
Kenarlarında renkli çiçekler olan mektup kâğıtlarına yazmak isterdim.
Kelebek kanatları boyamayı,
Kuşların ötüşünü dinlemeyi,
Hatta uçurtma uçurmayı da öğrenebilirdim. *


* Bağışlayın beni.
Top ateşleri, bomba gürültüleri arasında doğdum ben.
Yaşım 13. *


* Ninniler yerine, makinelilerin takırtılarıyla büyüdüm.
Renklerden ilk önce, kan kırmızısını tanıdım.
Çiçeklerden önce, ölülerin arasında dolandım.
Hiç saklambaç oynayamadım kelebeklerle.
Üç yaşımdayken, en büyük abimi,
sekizimdeyken, ortancayı kaybettim. *



*Babamı ellerini bağlayarak götürdüklerinde dokuzundaydım.
Gömdüğümüzde onumda.
Ablam 15'inde terk etti evi.
15'inde kızlar okula gider.
17'sinde dantel örer.
Çeyiz sandığı düzer.
Bizim burada 15'inde kızlar savaşa gider. *


*Seçme hakkı tanımaz zorbalar bir genç kız olsan bile sana.
Ya evinde oturup ölümü bekleyeceksin.
Ha bugün, ha yarın diye diye yaşarken öleceksin. Ya da…
Ölümlerin ateşinden sesleniyorum size duyuyor musunuz?
Filistin'im ben anlıyor musunuz?*


* Ama yine de yaşıyorum işte.
Çünkü kanlı topraklarda büyürken yaşamayı…
Çiçek boyamayı değilse de, mezar taşlarında çiçek büyütmeyi…
Kelebek kovalamayı değil ama tüfek tutmayı öğrendik.
Sokak aralarında mermi kovanlarından oyuncak yaptık.
Patlamamış el bombaları topladık.
Mayınların üstünde sek sek oynadık. *


*Bu kadar nefret, bu kadar acı arasında yaşamayı…
Karanlıklar arasından güneşe bakmayı becerdik.
Onun için kocaman ve karadır gözlerimiz.
Onun için hâlâ sımsıcaktır, düşmana taş atarken nasırlaşan minik ellerimiz.
*


*Evimizi yıktılar dün.
Bir baştan bir başa mahallemizi yaktılar.
Mermi kovanlarıyla misket oynarken biz, üzerimize bombalar attılar.
Üç arkadaşım can verdi.
Üç küçük çocuk...
Bağışlayın beni, kurtaramadım! *


*Sarkmıştı omzumdan aşağı kanlı kolum, uzatamadım.
Elim düştü yere, kolum çaresiz…
Kanlarımız karıştı birbirine, arkadaşlarım sessiz.
İşte orada kan kardeş olduk biz.
Gözlerim karardı önce.
Başım döndü.
Ama uyumak istemiyorum.
Uyursam arkadaşlarım bu dünyadan göçer diye korkuyorum. *


*Bağışlayın beni!
Tutamadım kendimi.
Yapıştırmadım alnıma, açık dursunlar diye gözbebeklerimi.
Kaybettim kan kardeşlerimi.
Yaşım 13. *


* Burada çocuklar çocuk olmaz.
Bebeler bile yaşamak için beşikten siper yapar.
Çünkü İsrail denilen zorbanın Amerikan bombaları,
beşiklere bile mezar kazar.
Ölümlerin içinden büyüyorum.
Minicik yüreğimle, ateşlerin arasından, öfkeyle geliyorum.
Dudaklarımdan dökülen özgürlük türkülerini duyuyor musunuz?


Filistin'im ben anlıyor musunuz?*

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

filistin e yardım

11/1/2009

kurşun mu satın almak istiyoruz yoksa filistinli çocuklara yardım eli uzatmak mı?

YARDIM edin çığlıklarını duyun!!!

boşa harcadığınız 1 TL nin üzerinde o  filistinli çocukların da hakkı olduğunu unutmayın..!

Vicadanınız ne diyor..!

Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Mavi Bir Ölüm

28/9/2008
Kategori: siirler

MAVİ BİR ÖLÜM

 

Yine sana sesleneceğim

 

Senin kim olduğunu hiç bilmeden

 

Senin kim olduğunu en çok bilerek

 

İsyankar zambakların çılgın nilüferlerin

 

Dört nala açan kiraz çiçeklerinin

 

Dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım

 

Sarı bir hüzün kızıl bir gurur

 

Ve siyah bir öfkeyle konuşacağım sana

 

...........

 

Sana oklardan değil yaylardan bahsedeceğim

 

Gülün dikeninden değil

 

Gülleri ve dikenleri doğurmaktan yorulmayacağım

 

Topraktan söz açacağım

 

Akan su gelmeyecek kelimelerime

 

Suyu şefkatle kucaklayan damlaları dinlendireceğim

 

............

 

Yine sana sesleneceğim

 

Senin kim olduğunu hiç bilmeden

 

Bilmek istemeden

 

.........

 

Alaattin'in sihirli lambasından çıkan cin bana gelseydi

 

Ve ne dilersem dilememi isteseydi

 

Hiçbir şeyi elde etmeyi dilemezdim

 

Bir şeyden vazgeçmek isterdim sadece

 

Hayatta bir şeyden vazgeçmek lutfedilseydi

 

Bedeli her şeyim olsa bile

 

Sana seslenmekten vazgeçmek isterdim

 

Garip değil mi sana seslenmekten vazgeçtiğimi

 

Bundan hoşlandığımı düşünüyorsun belki de

 

Oysa sana seslenmek bütün hesaplarımı gördüğüm şu dünyadaki

 

Tek geride kalmış hesap benim için

 

Bu dünyadaki tek yük

 

Bu seslenişin kalbini avucumda tutabilmek

 

Kürek mahkumu için kürek neyse

 

Benim için de sana seslenmek o

 

Bir yandan gemiyi ufka ulaştırmanın tek yolu

 

Öbür yandan bileklerimden sızan kanların

 

Gönlümü işgale yönlendiği bir rotanın can suyu

 

Oysa ben sana kürekten değil gemiden bahsetmek isterdim

 

Atalarım bana kadınlara gökyüzünü

 

Gemileri ve yelkenleri anlatmayı öğrettiler

 

Sen kürekleri yağlı urganları

 

Geceyi siyaha gömen fırtınaları öğretmeye çalışıyorsun

 

Sana ellerimle dokunarak gözlerimle okşayarak

 

Göstermek istedim

 

Rüzgarla şişen beyaz yelkenleri

 

Ama senin vaktin yoktu

 

Ben bunu hiç anlayamadım

 

Kavmimin kadınları bana öğretmediler ki

 

Bazı kadınların beyaz apletlerden daha çok

 

Siyah apletleri sevebileceğini

 

.............

 

Sana sesleniyorum

 

Ve gözlerin bileklerimden parmak uçlarına

 

Toplanmış kan pıhtılarını seyrediyor

 

Kürekleri bırakamıyorum

 

Önce yücelttiğin sonra terkettiğin aşkın onuru için

 

Kalemi bir an elimden düşürmüyorum

 

Ankara Kalesi’nin önünde

 

Sana sesleniyorum

 

..............

 

Benden kaçıp cennete gitmek isteseydin

 

Seni cennetin kapısına kadar götürürdüm

 

Bana gelmek için seni korkutan cehennem olsaydı

 

Cehennemle konuşur Seni ona anlatabilirdim

 

Oysa sen ne cenneti isteyebilecek kadar aşık oldun

 

Ne de cehennemi isteyebilecek kadar ayrılık

 

Seviyorum seni ama dedin

 

Hoşçakal diye ekledin

 

Şimdi gitmeye mecburum

 

Belki yine gelirim, umarım gelirim

 

Son söz oldu

 

Cennet ve cehennemin dillerini

 

Savaş naralarını ve aşk şiirlerini

 

Gazelleri ve boleroları öğreten atalarım

 

Senin sözlerinin anlamını öğretmediler

 

Hiçbir şey söylemeden gittin

 

Ayrılığın dilsiz olduğunu ben senden öğrendim

 

Dilsiz olanın yaşayabileceğini sen öğrettin bana

 

Ve kalemimle ilk defa yavan gözlerle baktın

 

Yine yeniden sadece sana sesleneceğim

 

Müebbet bir aşk dışında

 

Bildiğim tüm duygularımı terkedeceğim

 

Sana sesleneceğim yine

 

Seni sadece kuru bir sevgiyle değil

 

Derin bir hüzünle binlerce yıllık bir gururla

 

Ve pervasız bir öfke ile sevdiğimi duyuyor musun

 

Mütevazi bir sevgiyle değil

 

Küstah bir aşkla sevdim seni

 

Ben Oosmanlı gibi

 

Kollarımın yetişmediği bir aşkı kucaklamaya çalışırken

 

Ölen köprülerin ülkesindeki Venedikteki son sancağı

 

Kışın üşümemek için şal yaptın kendine

 

Neden bilmiyorum özlemin artıyor içimde

 

Gün geçtikçe eksilir demiştim oysa

 

Atalarımın öğrettiklerine de ters düşse de

 

Sana inanırım bilirsin

 

Zamanla unutursun demiştim

 

Niye daha derinleşiyor öyleyse

 

Derinleşiyor özlemin

 

Ve gönlümde bir iç savaşta dökülen kanları

 

Coşturuyor ayrılık sözlerin

 

Öfkelerimin kararlılığını

 

Aşka katık ederek konuşacağım

 

Bedenim bu dünyayı terkedene kadar

 

............

 

Öyle sanıyorum ki

 

Hüzünle ve acıyla pek barışık olmadığın için

 

Benden uzun yaşayacaksın

 

Benden sonra kelimelerim gelecek gönlüne

 

Onların benden geldiğini bir tek sen bileceksin

 

Küstah bir aşkla seveceğim seni

 

Ben savaş ve ölümle haşir neşir olan

 

Kelimeler dışındakileri unutmaya gayret edceğim

 

ÖMrün geri kalınında

 

Sana sesleneceğim yine

 

Ben seni beyrut gibi sevdim ama

 

Sana ne Mağribi ne de Manhatten'i anlatamadım

 

Bağdat ve Şam'ı işgale yeltenmişken

 

Venedik! ten gelen ihanet tarumar etti ordularımı

 

Sarı bir keder, kızıl bir kibir, siyah bir isyanla konuşacağım sana

 

Senin kim olduğunu hiç bilmeden

 

Ağlayan zambakların dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım

 

Senin kim olduğunu en çok bilerek

 

Kavmimin bana vaadettiği tüm aşkları terkedeceğim

 

Müebbet bir aşk, Sarı bir hüzün

 

Kızıl bir gurur ve siyah bir öfkeyle konuşacağım

 

Bu dünyayı terketme müjdesi gelene kadar

 

..........

 

Hüznü, gururu ve öfkeyi bilseydin keşke

 

Hüznün beni aşan taşkınlığını

 

Gururumun binlerce yıl önceden miras kalmış hoyratlığını

 

Öfkelerimin hiçbir zaman sona ermeyecek ve azalmayacak kararlılığını

 

Anlayabilseydin

 

Anlatabilirdim sana

 

Seninle yaşanan bir aşktan sonra

 

Ayrılığın ölüm bile olsa

 

Mavi bir ölüm olacağını

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

SARPA SARDIM DÜŞLERİMİ

23/9/2008
Kategori: siirler

SARPA SARDIM DÜŞLERİMİ

Aslında biliyorum biraz tuhaf olacaksın
Sarpa sardım düşlerimi
Karanlıkta ateşi parlayan böceği görünce
Lalelerin kızıl yaprağında çiğ tanesi oldum
Yere düştüm
Irmakların aşk şarkıları söyleyen ab-ı hayatında
Gülümseyen yüzünü gördüm
Karanlığın en zifiri anında ayın parıltısını hatırlatan
Gecenin güneşi gözlerini düşündüm
Erkenden sonsuzluğa süzülen şahin bakışlarında
Özgürlüğü tattım
Rüzgârın ılık ve endamlı esintisiyle
Senin için şarkı söylediğini duyunca
Erişemeyeceğim hayallere daldım
Sarpa sardım düşlerimi
Meryem’in mahremiyetini taşıyan örtünde
Sümeyye’nin kanını,kutsallığını gördüm
Baktığım zaman yüzünde
Cennet çocuklarının masum gülüşlerini gördüm
Anladım, düşündüm
Yalnızlık ölüm gibi her yanımı sardığı zaman
Sarpa sardım düşlerimi…
Rahmet esintisiyle gelen baharda
Uçuşan kelebeklerin kanatlarında
Seni gördüm…
Ayırırlarken bir gülü dalından
Ağladığını duydum, Seni Düşündüm…
Merhametine sığındım ilahi aşkın
Bir çocuk gibi özgür oldum
Aslında biliyorum biraz tuhaf olacaksın
Sarpa sardım düşlerimi
Sarpa sardım düşlerimi

alıntı...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Kar yağıyor- Kadir Oğul

9/9/2008
Kategori: siirler


Bak kar yağıyor şimdi avuçlarıma 
Ve avuçlarımda sensizliğin hüznü 
Karanlıklar bir celladın ipi gibi dolanır boynuma 
Bembeyaz bir sevdamız olmadı bizim. 

Bak kar yağıyor şimdi avuçlarıma. 


Bak kar yağıyor şimdi avuçlarıma 
Sanki gökyüzünden sensizliğin kırıntıları yağıyor 

Bir sen yağmadın gece gibi üstüme 
Bir sen yağmadın kar beyazı gecelerime 
Bir sen olmalıydın diyorum bazen umutlarımda 
Bir sen olmalıydın yalnızlığımın kırık düşlerinde 
Ama umudun bittiği yerde 
Hangi kartenesindedir sevincimiz söyle 


Söyle! 
Beni bırakıp gitmelerinin haddi hesabı neydi 
Bir çocuğun sevincini büyük ihanetlerle mi bertaraf ettin 
Kartanelerinin hiç mi anlamı yoktu 
Karbeyazı gecelerimin hiç mi değeri yoktu yanında 
Hiç mi yüreğine ateş düşmedi 
Hiç mi yüreğin yanmadı söyle 
Hiç mi yüreğin yanmadı... 

Gökyüzünde sayısız yıldızlarımız vardı 
Hepsine kendi adımızı bırakmıştık 
Bir yıldız kaydımı 
Yüreğimize ateş düşerdi 
Buz gibi ayaz gecelere sığınırdık 
Kartenelerini arardık gözlerimizde 
Ağlayınca gözyaşlarını silerdim parmaklarımın ucuyla 
Ve bir öpücük kondururdum yanaklarına 
Yüreğine umut düşerdi 
Ve ağlardım sonra............ 
Ben ağlardım...... 
Sen susardın.......... 


Hep senin yerine ben yanardım 
Ben yandıkça sen susardın 
Sen susardın gecelerin inadına 
Sen sustukça ben yanardım... 

Alevim olurdu suskun geceler 
Bir sen yanmadın yanan yüreğime 
Bir sen yanmadın küllenen ateşime 
Bir sen yanmadın seven kalbime 
Bir sen yanmadın, bir sen yanmadın....... 


Ve şimdi ise buz gibi gecelerden korkar oldum 
Bir yıldız kayacak diye içim titrer 
Kar yağacak diye içimdeki çocuk ağlar kendi haline.. 
Ama gözlerimdeki kartaneleri erimedi 
Yüreğimdeki ateş dinmedi yıllardır 
Hasretine kaldırdığım kadehi duvara çarptım dün gece 
Seni dinledim kendimde 
Sen yine sustun gecelerin inadına 
Ve ben susturamadım yüreğimi 
Susturamadım.................
 

Kadir Oğul

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı