Yakaza Blog

Yakaza Blog

Fikre Nefes Aldırın!!!

Ağlıyorsun. Çünkü hüzünlüsün

27/4/2008
Kategori: denemeler



Ağlıyorsun. Çünkü hüzünlüsün ve güçsüzsün.Ağlıyorsun. İşte sen busun. Kırılgansın. İncinmişsin. İncitmişsin. Terk etmişsin. Terk edilmişsin. Varsın. Yoksun. Ayrısın. Birleşmişsin. Gitmişsin. Gelmişsin.
Hayat ayaklarının altından kayıyor. Yalpalıyorsun. Başın dönüyor. Zemin un ufak oluyor. Gökyüzündeki güneşe ve göğün maviliğine karşın duyguların griye dönmüş. Kalbine bulutlar toplanıyor. Boğazın sıkışıyor. Daralıyorsun. Çatlayacak kadar sıkışıyorsun. Boşalman gerek. Bir şekilde insanın içindeki basınç düşmeli. Dayanamıyorsun. Ağlıyorsun. Kalbindeki bulutlar gözyaşı sağıyor.

Ağlıyorsun. Ağlayabiliyorsun. Farkettin mi? Ruhundaki acılar kristalize oluyor. Gözyaşı oluyor. Hava kitlesinin soğuğa maruz kaldığında yağmura dönüşmesi gibi. Ruhun üşüyor. Titriyorsun. Çıplaksın. Korunmasızsın. Kendini koruyamıyorsun. Ruhun yardım edemiyor sana. Kalbin yardım edemiyor sana. Hep birlikte ağlıyorsunuz. Kalbin için de kendin için de ağlıyorsun.
Aç bir kedi görüyorsun. Aç bir çocuk dikkatini çekiyor. Yetim bir çocuk kalbine dokunuyor. Sararan yapraklar kalbini delip geçiyor. Özlüyorsun. Buram buram özlüyorsun. Ağlıyorsun. Ağladıkça...

Kalbin delik deşik. Herşey seni yaralayabiliyor. Ne kadar naziksin. Ne kadar kırılgansın. Çünkü insansın.
Ağlıyorsun. Yorgunsun. Yaşamaktan yorgunsun. En çok gönül yorgunusun.. Yaşadıkların kalbinin tabanına birikti. Belki çok şey yaşamadın. Ama çok ağır şeyler yaşadın. Kalbini deliyor sanki yaşadıkların. Ağlıyorsun. Kalbini yıkıyorsun. Biraz da olsa gevşiyorsun.

Ölüm meleği şu an gelse itiraz etmeyeceksin. Dünyanın içindesin. Ama dünyadan soğumuşsun. Gitmek istiyorsun. Öteye geçmek istiyorsun. Ağlıyorsun. Neye mi? Herşeye. Herşey üstüne üstüne geliyor sanki. Çaresizsin. Boşluktasın. Hayattasın ama hayatta olduğunu hissedemiyorsun.
Dur. Ağladığın için zayıf olduğunu mu söylüyorsun? Sakın söyleme bunu. Lütfen söyleme. Hadi geri al sözünü. Çünkü insansın. İşte bu yüzden meleklerden üstünsün. Çünkü melekler gözyaşı dökemez. Çünkü meleklerin kalbi delik deşik olamaz. Çünkü melekler gönül yorgunluğu nedir bilemezler.

Ağlayan insanlara üzülmüyorum biliyor musun? Ağlayan bir insan gördüğümden “neden ağlıyorsun, ağlama, güçlü olmalısın” demeyi çok uzun yıllar önce terkettim. Ağlayan bir insan görsem gözyaşlarını silmek için bir mendil uzatmak geçer içimden. Bu bana dünyanın en kutsal davranışlarından biri gibi gelir. Çok yıllar önce ruhumun keskin bir acıyla üşüdüğü bir anda en sevgili arkadaşımın bana sarılıp cebindeki mendili gözyaşlarımı silmek için verdiği gibi. O mendil kağıttan değil bezden gri renkli bir mendildi. Hayatta en sevdiğim şeylerden biri nedir biliyor musun? Ağlayan bir insana mendil uzatmak. Eğer sen ağlarken sana mendil uzatacak biri yoksa, bu sen olmalısın.
Ağlayabiliyorsun. Ne kadar güçlüsün. Meleklerden bile üstünsün.
...Mustafa Ulusoy...

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

inşirah

26/4/2008
Kategori: denemeler


Bir inşirah ayeti kadar sana yönelmeye geldim…

İnşirâh…İnşirâh…İnşirâh…Hâra düştüm,dilime kan değdi yüreğime od.Dâra düştüm Ey Rab bana bir inşirah…Ah-u efgânımı bir dinleyiver, bu gece çok karanlık…katran karası olmuş göğsümü bir açıver…Daraldım…Bir bakıver..

“Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?”(inşirah/1)

Genişlettin ey yar! Dünyadan bunaldığım her
vakit,yağmur yağmur yüreğime,damla damla gözlerime düştün.Semalarda yerim yok bilirim,arşlardan ta ki gönlüme düştün.Yaralar bedenimde yol çizerken adeta,tuz değil ,sen gönlüme tılsım sürdün.

Dünya zemininde ayaklarım kayarken bir bilinmezliğe, tut n’olursun bırakma bilmediğim alemlere…Gece ve ben iki biçâre yine kapındayım.Soluklanmak istiyorum Ya Rab! Gece yeminli konuşmuyor benimle.Gece küskün bana, yalnız bıraktım onu gelirim diye.Gitmedim ona Ya Rab! Geceler bensiz geçti,seccadeler eşsiz,yıldızlar yoldaşsız kaydı.

Geceye söz verdim gelirim diye,gitmedim.İhanetim var ona..Gece yeminli..Ben sana bugün yalnız geldim.Terkedilmiş sevdaların mekanından geliyorum.Yıllanmış sevgilerin koynundan.Ayrılıklardan geliyorum.Yalnızlıktan…

Gönlümün tenhasından geliyorum.Gecenin günahlarımı örtmeyen mahremiyetinden geliyorum.Dünyanın arkamdan yırttığı gömleğimle.Kimsenin duymadığı ama kulağımı çınlatan aff sesleriyle geliyorum.Ademin utangaç bakışlarıyla,Nuh’un terk-i diyarıyla bir yunus affı edasıyla geliyorum.Daraldım Ya Rab! ‘kabul’ ümidinin ferahlığıyla geliyorum.Yüreğim üşüyor artık,mahşeri bir yalnızlıkla geliyorum.Aç Ya Rab n’olursun aç göğsümü tekrar bir köz değdir.İçimin vahalarından kurtar beni.İnşirah inşirah inşirah…ayet ayet genişlet beni.

“Yükünü senden alıp atmadık mı? O senin belini büken yükü .”(inşirah/2)

Attın ey yar! Ben bilemedim yükümün azaldığını ama sen hafiflettin beni.Dünyanın omuzlarıma yüklediği bu ağırlık, yüzümü yere düşürmeye başlamışken,bu yükü benden alarak belimi sen doğrulttun.Rükuya eğilen bir beden senin karşında yüce makama erdi.Secdeye değen baş,merhametinle sana erdi.

Oysa ben bilemedim.Kirlenmiş yüreğimle,sözlerimi dünyaya aşina ettim kapıldım bu misafirhanenin işvesine.Şimdi temaşa bile edemiyorum masivayı.Aydınlanmıyor gözlerim,yeşermiyor kırık düşlerim.Yoksa Ey Rab ben,sen olan benliğimi çoktan mı tükettim…Züleyha kadar günahkarım,Yusuf kadar masum olmak isterdim oysa ama ben düştüğüm zindanda ezilecek kadar günah topladım.yüküm ağır…

Tüm zerrelerim affına sığındı…Mecalsizim,hissizim,bir o kadar da cahilim…Al yükümü Ya Rab n’olursun al belimi büken bu yükü tekrar hafiflet beni.Doğrult ki beni,yüzüm sana dönebileyim.Elimi sana açabileyim.İnşirah inşirah inşirah…ayet ayet doğrult beni.

“Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi?”(inşirah/4)
Yücelttin ey yar! En şerefli varlık olarak açtım dünyaya gözlerimi.Mahlukata halife eyledin.İns-an makamında ruhuma can verdin..verdin de ben kıymetimi bilemedim.Aklımı sürgün ettim mantığın hiç uğramadığı yalancı uğraşlara.Her mevsim yağmur yağarken ruhuma,nadasa bıraktım kurak gönlümü.

Her insan ektiği biçer değil mi Ya Rab! Günah ektiğim bahçelerde kara güller büyüdü,kokusuz renksiz.Işığım bir mumun aydınlandığı kadar,verdiğim bir aldığım kadar fakat ben olamadım bir senin bana biçtiğin değer kadar.biraz mağrur,biraz bizâr,biraz da kendimi şekva ile geldim.Değersizliğimi bilerek,mecruh bir hal ile geldim işte…Sen şanımı yüceltirken,ben bir o kadar acziyetimle,nasır tutmuş ayaklarımla,

kör olmuş gözlerimle,karalanmış hanemle geldim.Kalbimi avcuma sıkıştırarak,rengini kimse görmesin diye saklayarak
getirdim.Amansızım,dermansızım,

fermansızım.N’olurs un Ya Rab yeniden yücelt beni gönül gözümden geçir beni.Gözyaşına gark eyle beni eyle ki insan bileyim kendimi.İnşirah inşirah inrişah ayet ayet yücelt beni.

“Yalnız Rabbine yönel.”

Hayatın koylarından çıkıp senin limanına yöneldim Yar Rab!Sen ki sana gelmeyene dahi lütfederken,bilirim geri çevirmezsin beni kapından.

Nihayetsiz acziyetimle,dünyevi arzuların kıvrımlarından,yokuşlu yollarından,ben kendimden geçerek sana geldim bu gece.’kün’ diyerek eyleyiverirsin diye bir ferman,ben ahvalimi dökerek sana geldim Ya Rab!.Benim sana anlatmaya halimi kelama ne hacet,sen beni bilirsin benim halim zaten aşikâr.Kurtar n’olursun bitsin artık bu esaret! Nefsanîyetin haysiyetini huzurda kırmaya geldim.Bakıp görmeyen gözlerimi sende açmaya,atıp yanmayan kalbimi sende yakmaya,her boşluğa sayan ama her daim seni anmayan dilimi konuşturmaya,sana muhtaçlığın şerefini başıma taç etmeye geldim.Sevdası her şeyden âlâ n’olursun aç yüreğimi ben senden bir inşirah istemeye geldim…İnşirah inşirah inşirah ayet ayet ferahlamaya geldim.N’ola ahh n’ola Ya Rab , ben sende kalmaya geldim.Bir inşirah ayeti kadar sana yönelmeye geldim…


aksehiralp.blogcu.com dan alıntı

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Sükût-u Vâveyla..!

20/4/2008
Kategori: siirler

Sükûtumun baş-harfi,
Elemlerimin cümle hecesi!

Adın dokununca içime,
Yüreğim cevap/sızlanıyor...


Sancılı g(s)öz/yaşı vardiyalarımda,
Kirpiğime takılan hüzünler,
Ovaladıkça g(s)özyaşlarıma batıyor...


Hergün kaçak bindiğim seferlerde,
Senden bana dönemiyorum!
Omuzladığım can kırıklarım, ellerimde sızlıyor...



An be an yeni bir acıya doğrulup,
Çöküyorum dizüstü ölümlere!.



Virgülü kayıp,
Noktası kalın puntolu bir sevda taşıyor ceplerinden..
Bense kefenle(ye)miyorum heceleri!
Recmettiğin seslerinin,
Ardı sıra sus-a-mıyorum!
Ağız dolusu çığlık biriktiriyorum!...



Her satır başı hüzünlerdesin,
Silkelesemde dökülmüyorsun, satırlarımdan!


Düşlerimi giyotine kurban ettiğinden beri,
Iraksak bir vuslatın provasındayım hala!


Gökyüzünün kirpiklerimden kaydığını hissediyorum..
Ve üstüne düştüğümü devrik bir hayatın..
Yitik ömrümün ücra köşelerinde,
Adım başı hep sen varsın!


Acıya bulanmıs hüznümüzü
Hep senle yuğuyorum yâr!
Düş/tü, kırıldı zaman ellerimizde!
Dağıldı, toplayamıyorum!
Çıkmış rayından ömrümün sevinci,
Neresinden çekersem çekeyim,
Bu acıya bir sevinç yamayamıyorum!



Yine bir leyl sükûtunda yâr,
Kuşan sevda sözlerini!
Ellerinde güneşlerle,
Eskisi gibi,
Karanfil rengi düşlerinle gel!
Söndür elemin nârını!!
Ve topla cümle sözlerini,
İmlâsı bozuk düşüme,
Değdir harflerini!
Ver elini!
Kan revan olsun gidişler!.
Ver elini!
...............................


Tut artık düşlerimin ellerinden!
Ya da azat et!!
Azat et beni kendinden!!......

elem nar

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

- Sadece Ölüyorum Ötesi Yok İnan...

19/4/2008
Kategori: siirler

Artık ne sesin yankılıyor sokaklarımda, ne de varlığın geziniyor damarlarımda.. Yokluğun kanar dudaklarımda, sonra suskunluğun ölüm yazar yüreğime..Satır satır usumdan akıyor kahkahalarına sarılmış intiharlarım...

Seninle başladı yüreğime kilit vurup ölüme susmalarım..Pervasız fırtınalara yenik düşer yalnızlığım. Sen gittin içimdeki aşkı, yüreğimdeki canı kaybettim…Sensiz geçen her gece ömür defterinden düşüyorum.


Yoksun işte.. Canım acıyor sadece. Neden diye sorma.. Sadece yoksun. Soluyor taze baharlarım.. Sebep arama ne olur. Sadece yokluğun ile varlığın arasında yavaş yavaş ölüyorum; ötesi yok inan.
Bir tek adın kaldı dudaklarımda,
Bir de gözlerimde hatıraların...
Şimdi yalnızlığın ipi geçti boynuma.
Yokluğun yükledi sırtıma...


Bir tek acıların kaldı gözyaşlarımda..
Şimdi sensizlik duruyor başucumda..
Şİmdi ayazlar yüregimi sorguluyor
Ayrılığınla yüzüme vurduğun kapımda..


Söyle ne olur...
Beni unuttuğunu söyle...
Hiç sevmediğini haykır..
Yeminlerinin yalan olduğunu,
Sevginin sahte olduğunu vur yüzüme...
Yemin olsun ki,
Bir damla gözyaşı düşmez artık..
Çünkü gittiğin gün,
Ayak uçlarında
" Sana " ölmüştüm sevgili..


" Unutma ki; ölenler, hiçbir zaman yaşayanlar icin gözyaşı dökemezler..."
 
i.s

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Ölüm Aşkımın Adı Olsun

13/4/2008
Kategori: denemeler

Ruhum susamış suya...
Kalbim özler seni
Gözlerimi senin sevdiğin şeylere çevirdim,
Kulaklarımı seni çağıranın ülkesine bıraktım.
Ve susan bir toprak gibi bitkin kaldım.
Biliyorum, çünkü senin sevgin yasamdan iyidir,
Senin isimlerin lezzetidir dilimin,
Kalbimi senin yoluna koydum.
Ve ellerimi senin dergahına açtım.
Bundan sonra da sana gelecek, senden bekleyeceğim.
Böylece ruhum doyacak, kalbim vuslatını bulacak.
Çünkü elimde, dilimde ve kalbimde senin övgün olacak.
Seni zikrettiğim zaman, evrenin de zikrini duyuyorum.
Görüyorum ki yalan değilim.
Seni bizimle birlikte söyler alem, hem her anında.
Senin meleklerindir dualarımıza amin katan.
Ne güzel bir arzuyla ve rahmetin kokusuyla yağar yağmurlar,
Sanki senin adini çağlar.
Güneş ve ay, senin nurundan almış nasibini.
Güneş senin sevginden böyle ateş, ay böylesine mahzun.
Yıldızlardır seni müjdelerken göz kırpan.
Irmaklar senin hasretinden böyle çağlar,
Deniz bu ayrılıktan deli, böyle dalgalı...
Ve hüzünlü hep ağlamaklı...
Kuşların ümidi sen,
Bitkilerin neşesi, çiçeklerin rengi sen...
Ve insanların hiç bitmeyen duası sen!
Müminlerin kalbi sen! Rahim sen!
Sen, sonsuz aydınlıksın.
Kalplerimizin hiç batmayan güneşisin.
tüm varlığımla senin yolundayım.
Tüm kalbimle arıyorum seni.
Ne zaman sesleneceksin bana?
Günahlarımın ve isyanlarımın karanlığından mi uzaklığın?
Ama sen, sen ey Rabbim!
Adaletinle değil, merhametinle gel bana.
Tüm güzel sözlerimizi ve söyleşilerimizi katına kabul et.
Dostluğunu verdiğin insanlar, gücümüz olsun.
Bizi onların yoluna kat.
İman, sevgi ve gözyaşının duygusunu canlandır
Ve bu birlikle yeşert kalplerimizdeki ümidi ve neşeyi
Şeytanın hilelerinden uzak eyle,
Meleklerin hafifliğine kat bedenlerimizi.
Yıpranmış hislerimizin mabedinden yalvarırız sana.
Sonsuz rahmetinle yaralarımızı kapat.
Karanlıkları indirmiş olsak da biz senin beldelerine,
Nolur yalnız bırakma bizi.
Yalvarırım bizi bir an olsun bize terk etme.
Sevgin içimizde hep uyanık kalsın!
Ve biz daima seninle yaşayalım, seninle ebedi olalım!
Sevgiden öte bu Rabbim,
Sana AŞIĞIM.
Sen beni, kendine dost seçinceye kadar yaşat.
Ve aşkınla yandığım bir anda canımı al,
Ki, ÖLÜM “AŞKIMIN ADI”olsun!
Amin..

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

...BİR GÜN SENDE SEVERSİN BELKİ...

15/3/2008
Kategori: siirler

 


Bahar mevsimi sen kadar uzağımda
İzine düşmüşüm gül diye dikenin
Rol yapan bir gerçeğin peşindeyim...


Geri dönmek serinlediğin sularda yanmak gibidir
Ümit deney şey silik bir yazı
Nurun kıyısında,nârın eşiğindeyim...


Sılamdan sürülür yüreğim
Eski günlerin bir yenisi gibiyim
Ne sevdama eser rüzgâr nede rüzgâra katılır sevdam
Derinde bakışlarım,yanar nefeslerim
Eremediğin aşkın son nefesindeyim...


Solan her gül yeşerir asil sevgimde
Enginlerde izlerim mavimsi düşleri
Veda yüklü,kulağımda tren sesleri
El sallar bir ayrılık
Rüyâlarımda uğurlarım bırakmak istemediklerimi
Sessizliğimle sana seslenirim
İnleyen bir gönül ahenginde nağmelerim
Ne yapsam olmuyor,bitmiyor hüzünlerim


Bir gün sende seversin belki
Ezgi tadında eser sanada rüzgâr
Loş ışıklarda kalır gözlerin
Kalemime kurşun olur sözlerin
İşte o gün beni anlatır sana yolundaki izlerim....
 
halit atik. alıntı..
 

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

15/3/2008
Kategori: siirler

Elif gibi yalnızım! ne esrem var ne ötrem.
ne beni durduran bir cezmim
ne bana ben katan bir şeddem
ne elimi tutan bir harf
ne anlam katan bir harekem
kalakaldım sayfalar arasında işte böyle...

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

İşte yine susuyorum..!

15/3/2008
Kategori: denemeler

Ne keyifle okuduğum şiirler ezberimde, ne de bağıra çağıra söylediğimşarkıların sözleri.

Dalgın gözlerle yürüdüğüm caddelerde kayboluyorum.

Sonsuz bir inatla sarıldığım radyodan gelen o harika melodilerin detadı yok?

Peki ya o yağmurda iliklerime kadar ıslanmalarımı kim çaldı
benden?

Bilmiyorum!

Susuyorum artık... Sustukça susuyorum. Sustukça, üzerime geleninsanlardan kurtarmak için ruhumu, suskunluğuma
sarılıyorum.

Ama yine de
saplanıyor yüreğime bazı kelimeler. Bazıları da acıtıyor üstelik?

Sessiz geceler benim için sığınılan bir liman sanki.

Kendimi bulupbulup kaybettiğim karanlıkta, şöyle bir uğradığım kelime hazinem de bir anlam ifade etmiyor.

Düşünüyorum da bu güne kadar hep; gibi yazmışım, gibi
okumuşum, gibi söylemişim ve en önemlisi; gibi sevmişim...

Elbette hiçbir şey, ben ol deyince olmaz. Bunu biliyorum ama zaman dageçiyor hızla.

Tükenmez sandığım bütün sözler bitiyor ve ben de yavaş yavaş tükeniyorum...

Onca yıldan sonra; hayata dair ne kaldı ki elimde?
Kocaman bir hiç! Öyleyse neden bunca çaba, neye bunca isyan?

Öyle anlamsızki yaşadığım hayat. Her şey az sonra gerçekleşecekmiş gibiduruyor, elimi uzatıyorum tutmak için, kayboluyor.

Benim dışımda kopuyor bütün kıyametler ve ben kendime uyan bir kıyamet beğenmiyorum?

Kalbime bir kurşun sıkacak gönüllü katilimi arıyorum ya da yüreğime suserpecek elin sahibini...

Toprağa ateşi düşürecek, denizi yakamozlarla
süsleyecek sesin sahibini?
Artık basit şeyler bekliyorum yaşamdan...

Örneğin, kimselerin bilmediği sırlarım olmalı ölürken... Kimseleringitmediği sokaklarım olmalı...

İçimi kanatan özlemlerle yaşlanıp, sonra daSesSizce gitmeliyim bu dünyadan.

İşte yine SuSuyorum; siyah bir geceye dönüyor her anım ve okuduğum herşiir kanatıyor yaralarımı. İçimdeki çocuk ölüyor...
Yalancı gülüm

Seyişlerle beni ciddiyete çağıran insanları da önemSemiyorum.

Elimden kayıpgidenlerden korkmadığımı bilmiyor ki hiç biri?...


Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

FREE service provided by MusicWebTown.com